MENBİÇ’İN ANA TANRIÇASI

Son zamanlarda daha çok siyasi olarak üzerinde konuştuğumuzu Menbiç’i, din ve inanç tarihi açısından yazmak istedik.

Öncelikle bize biraz acayip gelen  isminin kaynağından başlayacak olursak Helenistik dönem öncesi, MÖ 5. Yüzyılda kentte basılmış olan sikkelerde MNBG harflerinden oluşan sözcüğü görüyoruz. Bu, Aramicede ‘ pınar’ veya ‘pınar kenti, su kenti’ anlamına geliyor. Bu da, Fırat Irmağı yakınında olan bu kentin doğal olarak su kaynaklarına yakın olduğu anlamına geliyor.

Menbiç aslında tarihi önemi çok büyük bir kent. Bir ana tanrıça kenti . Kaynağını Anadolu ve Mezopotamya’dan alan ve genellikle insanoğlunun tarıma geçişiyle birlikte toprağın üretkenliğiyle eş tutulan kadın merkezli anaerkil toplumun tanrıçası oluyor anatanrıça. Kâh Konya Çatalhöyük’te şişman bir kadın, kâh Efes’te zarif Artemis, kâh Hıristiyanlıkta Meryemana olarak karşımıza çıkıyor. Menbiç’te de Atargastis ismiyle. Yazımızda da biraz bu tanrıçadan söz edelim istedik.

Menbiç’in antik dönemdeki ismi Hierapolis olarak karşımıza çıkıyor. Hierapolis malum bizde de var. Denizli Pamukkale’nin yanıbaşındaki antik kentle aynı ismi taşıyor Menbiç antik dönemde. Hiera, kutsal, polis ise kent anlamına geliyor.

 MÖ 4. Yüzyılın ikinci yarısında Büyük İskender’in Asya seferi, bölgenin tarihinde belirleyici olmuş. Şöyle ki, Büyük İskender, 33 yaşında, aynen kendisinden 300 yıl sonra yaşayacak Hz. İsa gibi, ardında bir çocuk bırakmadan ölüyor. Ölümünün ardından malum, generalleri imparatorluk mirasını paylaşmak için birbirlerine giriyorlar ve uzun süren savaşların sonunda Suriye ile Anadolu’nun güneyi ve güneydoğusu bu generallerden Selevkos, Anadolu’nun güney kıyılarından başlayarak tüm Mezopotamya ve Hindistan’a kadar olan topraklara hakim oluyor. Aslında bu general antik dünyanın adeta kalbini fethederek, bu savaşlardan bir anlamda en kârlı çıkmış kişi oluyor.

Selevkos, Mezopotamya’nın güneyinde, Dicle Irmağı kıyısında Selevkeia kentini, kendi adıyla kurarak burayı başkent ilan ediyor. Bu arada, Mersin’in güzel ilçesi Silifke’nin adının da bu kişiden geldiğini hatırlatalım. Bunun dışında Türkiye toprakları içinde, biri Manavgat yakınlarında, diğeriyse Hatay Samandağ’da antik dönemdeki isimleri Selevkeia olan iki kent daha bulunmaktadır.

Söz konusu olan I. Selevkos’un eşi Stratonike, - ki Muğla Yatağan yakınlarında bulunan Stratonikeia kenti onun adını taşımaktadır – günümüzün Menbiç’i, eski çağların Hierapolis’inde, kentin büyük Anatanrıçası Atargatis için daha önceden var olan harap tapınağı yeniden inşa ettirmiş.

Peki kim bu Atargatis. Yukarıda da belirttiğimiz üzere bu tanrıça bir yandan MÖ 7. Binlerin Konya Çatalhöyük’lü Ana Tanrıçası ile tarihte ilk kez karşımıza çıkar. Onu, 4 bin yıl kadar sonra, MÖ 3. Binlerin başında ise Sümerlerin İnanna’sı olarak görürüz. İnanna, bolluğun, bereketin tanrıçasıdır ve de karşımıza ilk kadın olarak çıkar Sümer metinlerinde.  Medeniyet Güney Mezopotamya’daki Sümer medeniyetinden, Dicle ve Fırat ırmakları boyunca kuzeye doğru yolculuğuna başladığında da bu tapınım kuzeye, günümüzün Suriye topraklarına doğru yol alırken Babil’de Ishtar adını alır ve bir yıldızla sembolize edilmeye başlanır. Bu yıldız, akşam yıldızı olarak da bilinen Venüs gezegenidir.  Nitekim batı dillerinde ‘yıldız’ anlamına gelen ‘star’ sözcüğü de buradan türemiştir. Yani doğudan, yani antik Babil’den. Günümüzün Irak’ından.

Ishtar zamanla Fenike medeniyetiyle tanışmış, oradaAstarte olmuş, ihtiyaç gereği tanrısal özellikleri değişmiş, Fenikeliler kentli bir halk da oldukları için O da kentlerin, kentlerin ihraç ettiği ürünlerin tanrıçası olarak da bilnmeye başlanmış, hatta Fenikleliler deniz kenarı halkı olduklarından Astarte de zamanla bir deniz kızı biçimine girmiş.

Astarte Fırat’ın yanıbaşında ise Atargastis olmuş ve burada, Büyük İskender’in kendisi gibi Makedon kökenli generali Selevkos tarafından yayılan Helen, bir diğer deyişle Antik Yunan kültürüyle tanışmış. Bu Helen etkisi, Yunan dünyasından gelen tüccarların taşıdığı kültürel etkiyle birleşince Atargastis’in yerini yavaş yavaş Aphrodite almaya başlamış. Bu noktada ana tanrıçalarda bir de ayrım başlamış. Artemis veya Demeter kırsal kesimi, doğayı temsil etmeyi sürdürürken, Yunan dünyası öncülüğünde gelişen ticaret yaşamı, artan kentleşme ve zenginleşme bir başka tanrıçaya daha gereksinim yaratmış. Ticaretle zenginleşen kentli toplumların daha sonraki dönemlerde de yapacağı gibi eski, kaba ve sadece tarımsal olanla yetinmeyip, zarif, kentli, ince ve sanatsal olanı ortaya çıkaracaklardır. Aslında Demeter’den ve Artemis’ten Aphrodite’e geçiş, karadan denize yani daha büyük uygarlığa geçişle simgelenen bir tür antik dönem rönesansıdır.

Şöhret olarak gölgesinde kalan eşi Hadad ile birlikte Suriye’de tapınımı antik dönemlerde çok yaygın olan bu tanrıçanın kültünün güneyde  Palmyra’ya ve günümüzde İsrail topraklarında bulunan Ashkalon’a kadar yayıldığı bilinmekle birlikte tapınma başkenti Hierapolis yani Menbiç’tir. Atagartis kültünün Anadolu’daki yayılım alanı ise antik dönem ismi Edessa olan Şanlıurfa oluyor ve ismi Astarte ya da Ishtar’dan türeyen Atagartis Anadolu topraklarına da böylece girmiş ve o boşluğu doldurmuş oluyor.

Murat YANKI

Tarih:

16 Temmuz 2018

Paylaş:

BENZER HABERLER

Kuzey Kore - Fotoğraf & El Sanatları Sergisi - Kasım 2018

Kuzey Kore turizminin Türkiye temsilcisi Dünya Değişmeden Turizm'in organizasyonu ve Kuzey Kore Bulgaristan Büyükelçisi Cha Kon Il ve Konsolos Jang Jong Su katılımı ile Kore el sanatları ve yaşam fotoğrafları sergisi 15-20 Kasım tarihleri arasında Beşiktaş Belediyesi&#... Devamı...

FRIDA

Frida, acının ve tutkunun ete kemiğe bürünmüş hali; acılarını sanata dönüştüren kadın…   7 Ağustos 1907’de, Mexico’nun Coyoacan Mahallesinde, Aztek tapınakları mavisindeki Casa Azul'da (Mavi Ev) minicik bir kız çocuğu dünyaya ... Devamı...

BENZER TURLAR

DOLDU

Türkiye: Elazığ & Malatya - Murat YANKI (20-21 Ekim 2018) 20 Ekim 2018 - 21 Ekim 2018

Fırat Irmağı’nın doğduğu topraklar tam da Mezopotamya’nın başladığı yerdir. Elazığ ve Malatya işte tam burada yer alır. Tarihin ilk sarayı 5 bin yıl önce burada kurulmuş, Türkler Anadolu’ya buradan girmişlerdir.

1450 ₺ Detay
Fas: Kuzey Afrika Egzotizmi 23 Mart 2019 - 31 Mart 2019

Fas, günümüz Kuzey Afrika’sının hala egzotik yapısını koruyan ama bir o kadar da modern eğlence ile harmanlanmış farklı bir coğrafyası.

1450 € Detay
Ürdün: Renklerin Ülkesi - Ülkü SEVENER (24-29 Ekim 2018) 24 Ekim 2018 - 29 Ekim 2018

Ürdün, günümüz Orta Doğu coğrafyasının hala egzotik yapısını koruyan ama bir o kadar da modern eğlence ile harmanlanmış farklı bir coğrafyası.

1400 € Detay